Menfi tespit davasında yetkili mahkemenin belirlenmesinde davanın icra takibinden önce veya sonra açılmış olması sonucu değiştirir. Bu kapsamda eğer dava icra takibinden önce açılmış ise, yetkili mahkeme HMK’da ifade olunan genel yetki kuralları çerçevesinde çözülür. Başka bir ifadeyle davalının dava tarihindeki yerleşim yerinde açılır.
Eğer menfi tespit davası icra takibinden sonra açılmışsa, bu aşamada yetkili mahkeme, icra takibinin yapıldığı yer mahkemesi olabileceği gibi, dava ana yetki kuralı gereği davalının yerleşim yeri mahkemesinde de görülebilir.
Menfi tespit davası bakımından mahkemenin yetkisi kesin yetki olmadığından taraflar HMK m.17 ve m.18 gereği yetki sözleşmesi de yapabilirler.
Menfi tespit davasında görevli mahkeme genel hükümlere göre belirlenir.
Menfi tespit davası için kanun koyucu herhangi bir zamanaşımı süresi düzenlememiştir. Fakat borçlunun borçlu olmadığı hukuki nedene göre zamanaşımı süresi söz konusu olmaktadır. Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren 1 yıl içinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını isteyebilir.
Davada ödenecek olan harç, dava bedeli üzerinden hesaplanır yani nispi harçtır. Aynı şekilde vekalet ücreti de dava sonunda yasal oranlara göre dava bedeli üzerinden hesaplanacaktır.
Menfi tespit davasında kural olarak ispat yükü davacı üzerindedir. Ancak davacı borçlu dava konusu borcun mevcut olmadığını iddia eder ve mahkemeden böyle bir alacağın mevcut olmadığının tespitini isterse, bu halde davalı alacaklı alacağın varlığını ispatla yükümlüdür.
Davacı borçlu, alacağın iradeyi sakatlayan durumlardan biri sebebiyle (hata, hile, ikrah) geçersiz olduğunu iddia ederse bu durumda iddiasını ispatla mükelleftir.
Menfi tespit davasının zorunlu arabuluculuğa tabi olup olmadığı hakkında uygulamada görüş birliği söz konusu değildir.
Belirtmek isteriz ki, menfi tespit davası istirdat davasıyla yakından ilgilidir.

